Zara’ya kurşun-bakır zenginleştirme tesisi kuruluyor
CÜ'den Bir İlk Daha
Muhtarlardan Tam Not
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

SİVAS’I YÖNETENLER BEDDUALIDIR

SİVAS’I YÖNETENLER BEDDUALIDIR
Alevi Dedesi Tahir Aslandaş; “Sivas'ı yönetenler beddualıdır. Niçin? Bir vakfı tarumar etmişler, harap etmişler. Vakıf bedduasına çarpılmış Sivas'ı yönetenler. Ben bunu iddia ediyorum. Eğer derlerse ki, ‘yok biz iyi hizmet ettik' açık açık ortadadır. Gelsinler gösterelim. Yaptıkları hizmeti görelim” dedi.
19.06.2011 / 04:12
Merkezi İstanbul'da bulunan Ali Baba Türbesi'ni Koruma Yaptırma ve Yaşatma Derneği Genel Başkanı, Alevi Dedesi Ali Baba Zade Tahir Aslandaş (42) Ali Baba Dergâhı ve Türbesi'nin tahrip edildiğini söyledi. Ali Baba Cami'nin daha önce cami olmadığını, mescit olduğunu savunan Aslandaş, caminin bahçesindeki mezarların üzerine abdesthane (tuvalet) yapıldığını belirterek duruma tepki gösterdi.
Cami içerisindeki kabirlerin yerlerinin de değiştirildiğini ileri süren Aslandaş, Vakıf eserleri üzerine yapılan tahribat ve değişiklikler nedeniyle Sivas'ı yönetenlerin vakıf bedduasına çarpıldığını savundu. Cami bahçesindeki mezarlığın içler acısı haline de tepki gösteren Aslandaş, ilgili makamların bu alanı düzenlemesini istedi.
Ali Baba Camii ve Susamışlar Konağı'nın kendilerine ait olduğunu, buna dair belgelerin ellerinde olduğunu ileri süren Aslandaş, Ali Baba Dergâhı'na bağlı alanlarla birlikte Cami ve Konağın kendilerine verilmesi gerektiğini söyledi.
Susamışların Ali Baba ile hiçbir alakası olmadığını savunan Aslandaş, Ali Baba Dergâhı'nın Susamışlar'a satıldığını ve adının Susamışlar Konağı olarak değiştirildiğini ileri sürdü.
Aslandaş'ın Ali Baba Camii'nde yaptığı inceleme sırasında bir Camii Cemaati de duruma tepki göstererek, mezarların bakımsızlığını dile getirdi.
60 yıldır Ali Baba Mahallesi'nde yaşadığını ve buradaki olumsuzluklara tanıklık ettiğini dile getiren Turan Cücen (70) cami tuvaletinin mezarlıkların üzerine yapıldığı iddiasını doğruladı.
Cücen, "1984 yılında Avrupa'dan Sivas'a geldim ve o yıldan beri gönüllü olarak bu mezarlığın bakımını üstlendim. Burada 80 tane benim diktiğim çamlar var. Ben 60 yıldır buradayım ve kimse ilgilenmiyor. Bundan önceki dönem belediye başkan yardımcısı benim hanımdan taraf akrabamdı gittim buraya bakım yapılmasını istedim, ‘geleceğiz’ dediler gelmediler. Buraların hepsi mezarlıktı, buradaki tuvalet mezarlığın üzerine yapıldı. Bu tuvaletin yerin altına girilmesi lazım. Üst taraf mezarlık alt bölüm tuvalet olarak düzenlenmeli" dedi.
Kendisinin artık yaşlandığını mezarlıklarla ilgilenemediğini söyleyen Cücen, mezarlığın düzenlenmesini istedi.
MEZARLARIN
ÜZERİNE
TUVALET YAPILDI…
Kendisi'nin Ali Baba'nın soyundan geldiğini, buna dair belgelerin elinde olduğunu dile getiren Ali Baba Türbesi'ni Koruma Yaptırma ve Yaşatma Derneği Genel Başkanı ve Alevi Dedesi Tahir Aslandaş, Ali Baba Camii içerisindeki Ali Baba ve yakınlarının türbesinin tahrip edildiğini ve yerlerinin değiştiğini söyledi. Bunun belgeli olduğunu belirten Aslandaş, Cami Bahçesi'ndeki mezarların içler acısı haline de tepki göstererek, ilgili makamları göreve davet etti. Tarihi mezarların üzerine tuvalet yapılmasına da sert tepki gösteren Aslandaş, sert sözler sarf etti.
Aslandaş, şu şekilde konuştu:
“Zaman zaman biz piri ziyaret ederiz. Ali Baba bizim pirimizdir. Sivas'ın piridir. Bir defasında geldiğimizde gördük ki, mezarlıkların yeri değişmiş. Mezarın yeri değişmez, defnedersin kalır orada. Şuradaki tuvalet 1995'lerde yapıldı. Orası mezarlıktı. Şuandaki abdesthane mezarların üzerinde duruyor. Burada Mescit Camiye çevrildi bu başta bir hata, tarihi bir hata zaten. İkincisi, bu bir tekkenin ve Ali Baba Dergahı'nın mescidi. Bugün bu mahalleye komple hitap edecek bir cami değil. Cami'ye ihtiyaç var ise boş arazilerimiz var. Cami yeri mi bulamadılar. Mezarları söküp tuvalet yapıyorlar.
Arka taraftaki mezarlıkları da tamamen tarumar etmişler. Geçen sene ki gelmemde mezarlığın birinde kafatasları kemikler çıkmıştı. Yine geldim aynı şekilde duruyor. Yaptık onardık. Görüyorum ki, adam yeni bir mezar taşı yaptırmış, amcasının dayısının mezarının burada olduğunu iddia ediyor. Bizim atalarımız, dedelerimiz mezarı bunlar. Sökülüp atılmış. Bir insan atalarının, ecdadının mezarına sökülürse ne olur? Mezarlar bizim tarihi değerlerimiz, tapularımızdır. Tarihi değerlerimizi yok etmek istiyorlar. Ali Baba'nın tarihini yok etmek istiyorlar. Ali Baba'nın tarihi yok olursa, Sivas'ın tarihi yok olur. Eğer bugün başka giysiler giydiriliyor ise Ali Baba'ya bu 'ben Sivaslıyım' diyenlerin suçudur. Eğer Ali Baba'nın Türklüğünden dolayı tarihine leke vuruluyorsa, ‘ben milliyetçiyim' diyenlerin suçudur. Bugün Ali Baba'nın Tekkesi harap haldeyse ‘ben Ali Baba'nın evladıyım' diyenlerin suçudur. Kısacası 'ben Sivaslıyım' diyenlerin hepsi suçludur. Tarihine hor bakmışlar, koruyup kollayamamışlar. Bunlar acı gerçeklerdir. Her şey aslına dönmelidir.
Burada gelip geçene yemek yediren bir dergâh var, okul var. Din eğitimi veren bir okul var. Üniversite konumunda bu dergâh. Padişahlara yön vermiş bir evliya bu. Bugün din eğitimi verilmeli burada Islama uygun. Okullar açılmalı. Polis karakolu yapılmış Ali Baba'nın arazisinin üzerine, Okul yapılmış. Evler yapılmış. Daha yeni caminin bahçesindeki mezarlığın yanındaki arazi çevrilmiş, bir inşaat firması oraya 'satılık lüks daireler' yazılmış. Bir evliyanın arazisi gasp edilir mi? Sivas'ta vicdanı olan, Alevi olsun, Sünni olsun. Devlet erkânına, Valiye, Belediye Başkanı'na sesleniyorum. Özlerinde ve ruhlarında zerrece Türk kanı, Türk ruhu, İslam inancı varsa rahatsız olacaklarından eminim. Hangi görüşten, hangi mezhepten, hangi ideolojiden olursa olsun. Diyorum ki, belediye başkanımız, Sivas Valimiz, Kültür Bakanlığımız tarihi değerlerimizi korumalı, korurken de saptırmamalı. Bu dergah bizimdir. Atamın ecdadımındır, bizlere iade edilmeli. Dergâhımızda atama, ecdadıma hizmet edebilmeli, mezarlıklarına bakabilmeliyim.
Bunlar beddualıdır, Sivas'ı yönetenler beddualıdır. Niçin? Bir vakfı tarumar etmişler, harap etmişler. Vakıf bedduasına çarpılmış Sivas'ı yönetenler. Ben bunu iddia ediyorum. Eğer derlerse ki, 'yok biz iyi hizmet ettik' açık açık ortadadır. Gelsinler gösterelim. Yaptıkları hizmeti görelim.
1826'dan sonra Yeni Çeri Ocağı'nın lav edilmesiyle Alevi Bektaş-ı Dergâhlarına Rufai ve Mevlevi Şeyhler atandı. Bu belgelidir. Aynı şekilde Ali Baba Dergâhı'na da yapılıyor. Hacı Bektaş-ı Veli ve Hasan Baba'ya yapıldığı gibi.
Buradaki türbe 1800'lü yıllarda minare eklenerek camiye çevriliyor. Daha evvelinde burası cami değil, mescit.
Cumhuriyet tarihinde de birkaç kez tadilat görmüş lakin içerideki türbelerimiz yerinden oynatılarak asimilasyon politikasına gidilmiş. Duvara 1,5 metre mesafedeyken tamamen duvara birleştirilmiş, mezarların arası açıktı onlar da birleştirilmiş. Meftaya saygısı olmayan bir zihniyet bu.
Bizler Türk milletiyiz. Ali Baba'da bir Türk öncüsü ve Horasan Erenidir. Sivas'a geldiği zaman bir Ermeni mahallesine dergâhını kurmuş İslamiyet'i ve Türklüğü yaymıştır.
Burada 7-8 samanlığı 5-6 tane ahırı vardı gelip geçene yemek yediriliyordu. Elimizde binlerce evrak var. Bu evraklarda Ali Baba'nın münhat Vakıf olduğunu, Evladı resul olduğunu yeşil sarık sarma hakkına sahip bir zat olduğu belirtilmektedir. Şöyle bir durum var ki tekke binasını Vakıflar 1937 yılında şahsa satıyor, Susamışlara. 1994 yılında ise restore yapılıyor. Ali Baba Tekkesi'nin adını Susamışlar Konağı olarak değiştiriyorlar. Bunlar iyi şeyler değil. Tarih korunuyorsa olduğu gibi korunmalı hiçbir değişiklik yapılmamalıdır.”
“VALİLİK VE
BELEDİYEDEN
ÜRKTÜK”
Daha önceki dönemlerde bu konudaki belgeleri Valilik ve Belediye gibi makamlara sunduklarını ancak geri çevrildiklerini ileri süren Alevi Dedesi Tahir Aslandaş, daha sonraki dönemlerde ise Valilik ve Belediyeden ürktüklerini savundu. Susamışlar Konağı ve Ali Baba Dergahı'nın bulunduğu alanın kendilerine ait olduğunu, Susamışlarla Ali Baba'nın alakası olmadığını iddia eden Aslandaş, bununla ilgili arşiv ve belgelerin bulunduğunu söyledi.
Aslandaş; “Taktıkları Tabela Susamışlar Konağı. Susamışlarla Ali Baba'nın hiçbir alakası yok. Susamışlar Siyasi otoriteye yakın oldukları için, istedikleri fonksiyonu yüklemişler.
Belgelerimiz, iddialarımız, arşivlerimiz var.
Bu belgeleri bazı makamlarla paylaştık. Belediyeye gittik geri çevrildik. Valiliğe gittik geri çevrildik. Geçen dönemlerde. Yeni dönemde gitmedik. Devlet erkânından valiliğinden, belediyesinden ürktük. Niye? Bakıyoruz ki, ayrımcılık yapılmadan, Alevi'si ile Sünni'si ile bu başkan, bu vali herkesin valisi olmalı. Ben Sivas'ta Alevi olduğumu göğsümü gere gere söylersem bu Sünni vatandaşımı rahatsız eder mi? Etmez. Eğer ben Aleviliğimi gizlersem hakiki bir Sünni arkadaşım rahatsız olur. 'Sen aslını inkâr ediyorsun. Sen Alevisin' der. Çok sayıda Sünni arkadaşlarımız var. Ve bunu dile getiriyorlar, ‘sen Alevisin, Alevi Dedesisin. Aleviliğini gizleme' Bugün Valilikten niye gizliyoruz.
Dedik ki, bu mahallenin ismi değişmesin Ali Baba Mahallesi olarak kalsın. Ne yaptılar, mahallenin ismini değiştirdiler, dergahın ismini değiştirdiler. Mezar taşlarını değiştirdiler. Yazık yazık, edep yahu edep. Atatürk'ün bir sözü var der ki, 'Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça kendinde güç ve kudret bulacaktır' geçmişini bilmeyen de geleceği kuramaz" dedi.
"Biz geçmişimizden ödün vermemeliyiz. Geçmişimizi tanımazsak geleceğimizi kuramayız. Burada kaybeden Sivas'ın kendi" diyen Aslandaş, sözlerini şu dizelerle noktaladı:
"Gelin ey gafiller idrak eyleyin/Ali Baba gibi pir var Sivas'ta/Evladı Resule biad eyleyin/Ali Baba gibi pir var Sivas'ta
Pir Sultan Abdal'la oldular gardaş/Hubuyar Sultan Kul Himmet yola yoldaş/Süklün Koca, Kalender'le hem sırdaş/Ali Baba gibi pir var Sivas'ta
Ali Baba Sultan kurdu bir ocak/Bütün insanlığa açıldı kucak/İlim irfan yayıldı köşe bucak/Ali Baba gibi pir var Sivas'ta
Kul Tahir'im Ali Baba'nın oğluyum/Fermanlı beratlı gerçek doğruyum/Erenler ceminde pirin yoluyum/Ali Baba gibi pir var Sivas'ta"
SUSAMIŞ
NE DEMİŞTİ?
Dünyanın en yaşlı semazeni olma unvanını taşıyan emekli devlet sanatçısı Şemsi Yılmaz Susamış, 30.12.2009 tarihinde gazetemize yaptığı açıklamada Ali Baba Hazretleri'nun ulu dedesi olduğunu söylemişti.
Susamışlar Konağı'nın ulu dedesi Alibaba Hazretleri'nden kendilerine kaldığını dile getiren Susamış, tekkelerin kapatılması ile birlikte devletin konağa el koyduğunu sonrasında ise ihale ile sattığını belirterek, babasının o dönem annesinin değerli bir eşyasını bozdurarak konağı geri aldığını dile getirmişti.
Susamış; "Bu konak bize Ali Baba Hazretleri'nden yani ulu dedemden kalma. Burası onun evi. Bu konağın 400 seneyi aşkın bir mazisi var. Burası aynı zamanda tekke olarak hizmet vermiş. Tekkeler kapandıktan sonra burayı devlet alıyor. Vakıflara kalıyor. 1937'de burası vakıflara kaldıktan sonra burayı ihale ediyorlar, babam da ihaleye giriyor ve tekrar kendi evimizi vakıflardan alıyor. Babam o zaman konağı geri alabilmek için annemin altın fesini bozduruyor, o zamanın parasıyla 507 lira bedelle tekrar alıyor. Konağı alıyor ve ben dünyaya geliyorum" İfadelerini kullanmıştı.


Haber
http://www.sivasinsesi.com/haber.aspx?id=30576
Bu haber toplam 1773 defa okundu
Aşık Veysel anılacak
"Ben giderim adım kalır/Dostlar beni hatırlasın/Düğün olur bayram gelir/Dostlar beni hatırlasın" dizelerinin sahibi dünyaca ünlü halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu, ölümünün 38. yılında memleketi Şarkışla'da düzenlenecek programla anılacak.
YAZARLAR