Zara’ya kurşun-bakır zenginleştirme tesisi kuruluyor
CÜ'den Bir İlk Daha
Muhtarlardan Tam Not
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

CÜ'den Bir İlk Daha

CÜ'den Bir İlk Daha
Cumhuriyet Üniversitesinde (CÜ) görev yapan bir grup akademisyen, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından da desteklenen projeyle, geniş bir floraya sahip Anadolu’ya özgü bitkiler başta olmak üzere bitkilerin kanser tedavisine yönelik etkilerini belirlemek için araştırma yapıyor.
12.12.2011 / 04:55
Cumhuriyet Üniversitesinde görevli bir grup öğretim üyesi, üniversite bünyesindeki Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Merkezinde (CÜTFAM) kanser tedavisine yönelik çeşitli çalışmalar yürütüyor.
DPT tarafından da desteklenen projeyle Türkiye’deki ilk deneysel kanser modeli laboratuvarından birisini de oluşturan ekip, kanser tedavisinde kullanılabileceği düşünülen çeşitli bitkiler ve kimyasallar üzerinde analizler yapıyor. Şimdiye kadar elde ettikleri sonuçları bilimsel makalelere de dönüştüren ekip, açılması planlanan Cumhuriyet Üniversitesi Merkezi AR-GE Laboratuvarı ile bu çalışmaları daha da geliştirmeyi amaçlıyor.
Projenin yürütücülerinden CÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Turan, yaptığı açıklamada, hastanelerinde çok sayıda problemli ve çare arayan kanser hastası bulunduğunu ifade ederek “İleri kanser cerrahi ve tedavileri konusunda bir eksiğimiz yok hatta diğer birçok üniversitede yapılamayan ileri kanser cerrahi ve tedavilerini hastanemizde rahatlıkla uyguluyoruz. Ama maalesef bir kısmında istediğimiz sonucu alamıyoruz. Şu an ülkemizde yılda 150 bin kişi kansere yakalanıyor ve yaklaşık 400 bin kişinin şu an kanser tedavisi gördüğü ve bu sayının ileride daha da artacağı belirtiliyor. Kanser ileride dünyanın ve ülkemizin çok büyük bir sorunu olacak. Bu nedenle Türkiye’ye özgü bir çare arayışı boyutunda son 10 yıldır biz de kanser üzerine çalışmalarımızı yoğunlaştırdık” dedi.
Öncelikle bir kısmı bitki kaynaklı, bir kısmı başka ülkelerden gelen kimyasalların antikanserojen aktivite çalışmalarını belli bir aşamaya getirdiklerini söyleyen Prof. Dr. Turan, şöyle konuştu:
“Bu çalışmalardan sonra ileri çalışmalara geçmek için hedeflerimizi projelendirdik ve bunların ileri analizlerinin yapılabilmesi için hazırladığımız proje Devlet Planlama Teşkilatı tarafından kabul edildi. Bu ileri altyapıları şu an kuruyoruz. Ve bunlar sayesinde de Türkiye’ye özgü ilaç geliştirme yönünde ciddi sonuçlar alacağımızı umuyoruz. Bu konuda ülkemizin çok geniş bir havzası var, bitki çeşitliliği olsun, diğer kimyasal çeşitliliği olsun. Bu merkezlerin kurulması yönünde bize çok ciddi destek verdiği için Devlet Planlama Teşkilatına, Üniversitemizin Yönetimine özellikle Sayın Rektörümüze çok teşekkür ediyoruz. Buradaki çalışmalar sadece bize özgü değil, üniversitemizdeki ve diğer bazı üniversitelerdeki çok fazla hocanın ve bölümün katkıda bulunduğu çalışmalar. İleride bu altyapılar kurulduktan sonra hastalara özgü tedavi boyutunda da gelişmeler burada yaşanacaktır. Ve yurt dışında da öğrendiğimiz bilgileri burada daha iyi uygulayacağız ve onları daha da geliştirerek, dünya çapında çalışmalar yapılacaktır.”
Bitkisel kaynaklı ürünleri de araştıracaklar
Ayrıca son dönemlerde bitkisel kaynaklı olduğu söylenen çok sayıda ürünün çeşitli hastalıklara iyi geldiği ifade edilerek piyasada ciddi rakamlara satıldığını belirten Prof. Dr. Turan, “Bu konuda da bir kontrolsüzlük ve bazen de bilgi kirliliği olduğunu düşünüyoruz. Bu merkezde bu ürünler hakkında da araştırma yapmak istiyoruz. İddia edilen tıbbi aktivitelerin hangisi doğru hangisi yanlış noktasında, bu ürünlerin verifikasyonu ve bilimsel görüşümüzü sunmak istiyoruz ileride” dedi.
Bitkilerin içinde yüzlerce, binlerce kimyasal olduğunu anlatan Prof. Dr. Turan, şöyle devam etti:
“Bu binlerce kimyasaldan bir veya iki tanesi aktif madde. İşte asıl sorun orada. Gelişmiş ülkeler, bunların içindeki o etken maddeyi tespit ediyorlar ve ilaç haline dönüştürüyorlar. Şu an geldiğimiz noktada yanlış bir mesaj da vermek istemiyoruz. En son ki süreç şudur, bunların ileri analizi, kimyasal analizleri yapılacak, etken maddeye ulaşılıp onunda toksikolojik çalışmalarından sonra ‘şu iyi gelebilir, şu kimyasal madde ilaç olarak kullanılabilir’ diyebileceğiz. Ve birkaç sene sonra da rahatlıkla bunların ana maddesine ulaşma ve etkinliğini tespit etme sürecinin yaşanacağını düşünüyoruz.''
“Türkiye’nin ilk deneysel kanser modeli laboratuvarlarından...”
Bu çalışmalar yapılırken sadece kanser hücrelerindeki çalışmaların yetmediğini anlatan Prof. Dr. Turan “Ayrıca da Türkiye’nin ilk deneysel kanser modeli laboratuvarlarından birisini kurduk ve orada deney hayvanlarında da bunların aktivitelerini deniyoruz. Hayvan dokularındaki yanıtlarını da tespit ediyoruz. Tümör boyutunda küçülme var mı, onlar tespit ediliyor. Ve şu anda aldığımız destekle en önemli aşamalardan biri ileri kimyasal analiz safhasına geçeceğiz. O süreç de birkaç ay içinde başlayacaktır” diye konuştu.
Bu altyapıların kurulmasının ek maliyetler getirdiğini anlatan Prof. Dr. Turan, şunları kaydetti:
“Ancak son yıllarda bu çalışmalara ciddi destek sağlanmaya başladı özellikle Devlet Planlama Teşkilatı tarafından. O konuda çok müteşekkiriz. Eskiden yurt dışında yaptığımız çalışmalardan sonra, gelir Türkiye’de anılarımızı anlatırdık. Ancak biz şimdi o düzeyde çalışmalar yapmaya başladık, bu altyapıların kurulması sayesinde. Ayrıca kendi ülkemizin değerlerini ürüne dönüştürme süreci hızlanmıştır. O yüzden çalışma ortamlarımızda biz daha mutlu çalışıyoruz. En azından bir ürün üretme yönündeki çabalarımız meyve verecektir.”
Hedeflerinin ülkemize özgü bitkilerin ve kimyasalların kanser üzerindeki etkilerini araştırarak etkileri varsa ilaç haline dönüştürmek olduğunu anlatan Prof. Dr. Turan, “Son yıllarda Devlet Planlama Teşkilatının sağladığı desteklerle kurulan bu altyapılar üniversitelerimizde arttıkça bu kimyasalların ilaca dönüşüm ve halkımıza ve ülkemiz ekonomisine katkı süreci hızlanacaktır. Kurmakta olduğumuz Cumhuriyet Üniversitesi Merkezi AR-GE Laboratuvarlarının sadece tıp alanında değil diğer birçok alanda ülkemize çok ciddi katkıları olacağına inanıyoruz” dedi.
Doç. Dr. Yusuf Tutar
Projede görev alan akademisyenlerden Doç. Dr. Yusuf Tutar ise arkadaşlarıyla bir grup kurup, daha sonra bilgi birikimlerini ve Türkiye’nin ihtiyacı olan konuları bir araya getirerek bir Kanser Araştırma Merkezi açmaya karar verdiklerini söyledi.
Bu altyapıyı kurmak için farklı anabilim dallarından akademisyenler bir araya gelerek kullanılacak aletlere karar verdiklerini ifade eden Doç. Dr. Tutar, “Bu konuda moleküler analiz altyapısının kurulmasının önemli bir ihtiyaç olduğunu gördük. Bu amaçla laboratuvar altyapısı kurduk. Kişiye özel tedavinin olduğu bir ortamda kanser araştırması için bu altyapıları kullanacağız” dedi.
Bu projedeki amaçlarının yıllardır kullanılan farklı metotların moleküler seviyede araştırılması olduğunu ifade eden Doç. Dr. Tutar, “Bu sayede de herhangi bir kansere faydası olacak herhangi bir etken maddenin, ajanın ileri analizini rahatlıkla yapabileceğiz. Bu ülkemizde ilklerden birisi olacağı için üniversitemize de bir prestij kazandıracaktır. Şu an için belli bir altyapımız var, bunların üstüne de alacağımız cihazlarla daha geniş araştırma olanaklarına sahip olacağız. Dolayısıyla ülkemiz ve Sivas için iyi bir araştırma olanağı sağlayacak” diye konuştu.

Haber
http://www.gazetesivas.com/cuden-bir-ilk-daha
Bu haber toplam 242 defa okundu
Aşık Veysel anılacak
"Ben giderim adım kalır/Dostlar beni hatırlasın/Düğün olur bayram gelir/Dostlar beni hatırlasın" dizelerinin sahibi dünyaca ünlü halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu, ölümünün 38. yılında memleketi Şarkışla'da düzenlenecek programla anılacak.
YAZARLAR